.: MENULER :.
Anasayfa
Siyasiler
Bürokratlar
Lakaplar
Şiirlerimiz
Yemeklerimiz
Google

 
 
.: Kültürümüz :.
Düğünlerimiz
Nevruz
Mizah ve Fıkra Ustalarımız
Yöremize özgü kelimeler
Türkülerimiz ve Sanatcılarımız
Oyunlarımız
Güreşçilerimiz
Gazilerimiz
Aşıklarımız

.: Takvim :.










 Kurlar : DOLAR ALIS 1.231   SATIS 1.2311     • EURO ALIS 1.8975    SATIS 1.9067



SANATÇIMIZ

ERTUĞRUL POLAT

(Öğretmeni Gökhan Güney’in Penceresinden)



Bulanık kültürel bakımından oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Çok sayıda elaman yetiştirmiştir. Toprağı süt veren Ana gibidir. Onun için bu toprağa borcumuzun olduğunu düşünüyorum. Ülkemizin hemen her yerinde Bulanık’ın yetiştirdiği elemanlara rastlamak mümkündür. Sanatçımız Ertuğrul Polat da bunlardan birisidir. 1968 yılında Bulanıkta doğmuştur.Bulanık lisesinde okuduğu yıllarda tanıdığım kadarıyla vakur, siyah saçları, düzgün ve taralıydı. Oldukça saygılı bir öğrencilerimizdendi. Tüm öğrencilerimi severdim. Fakat o sesinin güzelliği ile diğer öğrencilerden farklıydı. Ben onun sesinin güzel olduğunu bir öğrencinin ısrarı sonucu öğrendim. Öğrenciler her ders Ertuğrul türkü söylesin istekleriyle karşılaşırdım. Bunun dersi kaynatmaya yönelik olduğunu düşünürdüm. Bir gün sıkılmış olmalı ki hocam beni pencere tarafına oturttur musunuz? Hayhay, ancak bir türkü söylersen olur dedim, o da kabul etti ve söyledi. Ondan sonra sesinin olağan üstü güzellikte olduğunu öğrenmiş oldum. Öğrencilerde benim beğenmiş olduğumu anlamış olmalılar ki ardı arkası kesilmez türkü istekleriyle karşılaşırdım. Hele bir de o gün yazılı sınavı varsa istekler ısrarcı olurdu ben de bu güzel sesi dinlemek için yazılı sınavlarını bir sonraki haftaya erteleme zorunda kalırdım. Güzel beste ve yorumları Berivan isimli türkünün de söz yazarlığı onu müzik dünyamızın vazgeçilmezleri arasına girmesinde önemli rol oynamıştır. Yaşamı hep zorluklar içinde geçerdi. Ama o hiçbir zaman yılmadan bu zorlukları yeneceğim parolasıyla yola çıkmış olması, onu başarıya ulaştırmaya yetmiştir. Türküleri ahenkli ve rahat bir biçimde söylemesi, ben de varım dedirtmeye yetiyor. En ilginç olanı Türk Halk müziğini benimseyip gelecek kuşaklara aktarmasıdır. Son albümündeki eserler sırasıyla şöyledir.



Gittiğin o gün ayrılamam

Ateşe atsınlar beni

Sen bana döneceksin

Annem annem

Aşığım var

Sevdiğimi vurmaz mıyım?

Bundan sonrası seninle

Havar

Mahkûm duası



Sevgili öğrencimin başarısını böylesi anlamlı bir siteye yazmak benim için mutlulukların en güzelidir. Bulanık’ın bülbülü dağlarımızın kardelen çiçeği, seninle gurur duyuyoruz, başarılarının devamlı olması dileğiyle.



Gökhan GÜNEY



TÜRKÜLERİMİZ

(TÜRKÜ-MAHNI-ATIŞMA-DEYİŞLER-UZUN HAVA-HORAVEL)



TÜRKÜ

Yöre insanlarının gelenek ve göreneklerini veya tüm yaşam tarzlarını dizeler şeklinde yazılarak söylenen halk şiirlerine türkü denilmektedir. Fakat durum şartlara göre kendi içinde değişim gösterir. Anadolu’muz türkü yönünden oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Bu miras kuşaktan kuşağa aktarılır. Her yörenin kendine özgü türkülere vardır. Ninni, taşlama, aşk, sevgi, yergi ve oyun gibi çeşitlenmektedir. Yöremiz Anadolu türkü karakteri özeliği taşır. Daha çok mahnı ( mani) türüdür.

MAHNI (MANİ )

Yöremizde manilere (mahnı) denir. Mahnılar insanlar arasında sevgi ve hoşgörü bağlarını kuvvetlendirir nitelikte dizelerdir. Yani bunun yazarı belli olmayan bir tür folklor gibidir. Anadolumuzun zenginliği yöremizede katkı sağlamıştır. Yöremizde en azından herkes bir mani biliyordur. Örneklersek:



Git O Toydan Ot Getir

Bu Toydan Ot Getir

Ben Halanın Kızına

İşmar Edende

Sen Diline Salâvat Getir.



ATIŞMA

Âşıkların karşılıklı olarak saz çalarak birbirleriyle giriştikleri amansız bir söz düellosu gibidir. Bu karşılıklı atışma hoş bir havada geçer. Yöremizin âşıklarından âşık namaz ve âşık İsa’mız bu atışmaları büyük bir ustalıkla yaparlardı. Âşık namazımızı rahmetle anıyorum. Âşık İsa’mıza da uzun ömür diliyorum. Bir sonraki âşıklarımız bölümünde bu iki değerli aşığımıza tekrar değineceğim.



DEYİŞLER

Bir kimsenin bir konu hakkında söyleme bicimi ifade ediş tarzları şeklinde tanımlanırlar. Yöremizde deyişler yaygındır. Âşıklar sazlarıyla deyişleri söylerler.

UZUN HAVA

Belirli bir karakterleri olmayan türkülerdir. Yöresel öğelerin etkisi altında gelişerek özelliklerini kazanmışlardır. Yöremiz de uzun havalar çokça söylenmekte olup birçok uzun hava okuyan seslerimiz vardır. İsimleri az sonra önünüze gelecek.

HORAVEL

Bir çeşit mahnı tipi olup yöremizin özelliği horavel söylenmesi için vazgeçilmez bir tutkudur. Hodağların seslerini uzaklara duyurmak için öküz bonduruğundan koro halinde söyledikleri mahnılardır. Örneklersek



Horavelin Uzunu

Koyuna Döktüm Tuzunu

Horavel Çağırmıyanın

Öpeyim Halasının Kızını

Ho Babam Ho



Aybalam Aybalam

O Toyda Kaldı Halam

Mecalim Yok ki Gelem

Söyleyin İmdada

Gelsin Lelem



HORAVEL

Yöremizin olmazsa olmazıdır. Çünkü herik yani nadaslar birçok yörede olduğu gibi imece usulü ile yapılmaktadır. Kotanın yani pulluğu çekmek için önüne 5 veya 6 çift öküz koşulur bu öküzleri sürmek için bonduruklara hodağlar bindirilir bu hodağlar jokeyler gibi öküzleri sürerler işte bunlara hodağ denir. Ellerindeki daddı baba çubuğuyla ho babam ho derler öküze birer tane vururlar öküzler pulluğu cekmeye başlarlar böylece herik sürme işlemi başlar. Bu işler sabahın alaca karanlığında yapılır herik sahibi o gün kuşluk yemeğini getirmek zorundadır. Kaba kuşluğa doğru hodağlar acıkırlar bu sırada yüksek sesle horavele başlarlar yemek gecikirse o gün herik sahıbi zararlı çıkar çünkü öküzleri yavaşlatırlar olan nadas sahibine olur. Eğer işler tersi olurda o gün kete pişi erişte pilavı gelmişse hodağlar bayram ederler. Seslerin daha çok çıkarılar ho babam ho seleri yeri göğü inletir. Hodağların hep birlikte söyledikleri bu mahnılara biz horavel diyoruz. Herikte hodağların korkulu rüyaları pulluğu iki ucundan iki eliyle tutan ve de koltuk altında sapakel denilen bir aleti taşır o alet kotanı temizlemek içindir, elinde sapakel olan bu kişiye maçkal denir. Bu kişi o an oranın en sorumlusu durumundadır. Uyuyan ve de görevini aksatan hodağlara yerden aldığı bir kesek parçasını fırlatır, kesek parçası sert olmadığından hodağa ulaşıncaya kadar atılan mesafede ulaşmadan dağılır, eğer sert ise hodağa değerek uyarılması sağlanır. Böylece aynı tempo imecenin kararlaştığı güne kadar aralıksız sürer. Yalnız hafta içi herhangi bir günde mola verilir bu işlem devam edip gider. Bunda en önemlisi hızlı sürüm fazla herikdir. 30 gün sürer. Hodağlara emekleri karşılığı bir günlük nadas ya da başka hediyelerle ödüllendirilir.

HORAVEL –Hodağların açlık hislerini bastırmak için hep birlikte söyledikleri mahnı türü çağrışımlardır.

MAÇKAL-Kotanı iki eliyle tutup dengeyi sağlamak. Ve kotan ekibini idare eden kişiye maçkal denir.

HODAĞ---Herik yanı nadas yapılırken bonduruğa koşulan öküzleri süren gençlerden oluşan ekibin her birinin adına hodağ denir.

BONDURUK –Öküzlerin arabayı çekmek için boyunlarına takılan üstü kalın altı ince iki ağaçtan oluşan bir yapıdır.

KARAGAYIŞ-Herik yapılırken en kuvvetli öküzlerin koşulduğu corosun iki gerisinde kotanı en dibinde en zor yerlere koşulan yerdir. Güneş dadanın comuşları hep buraya koşulurdu.

SAPAKEL-Kotan her bitim yerine gelindiğinde temizlenmesi için bir ağaç ucuna üçgen şeklinde takılan bir alettir. Hodağlar bundan korkarlar maçkal aniden bununla vurabilir.



YÖREMİZİN ÇALGI ALETLERİ VE BUNLARI ÇALANLAR

ZURNA VE MEY-Vacip dayı

DAVUL VE ZURNA-Kemo dayı

MEY USTAMIZ- Godu dayı

KAVAL-Şerafettin Şero

KAVAL-Alıyarların Fevzi

TULUM-Ensar ve yine Şero

DEFCİMİZ-Naima Abla tüm Bulanıklıların ablası (GİNAVET: Gecelerinin vazgeçilmez tutkusu)

KAMIŞ DÜDÜK-Ensar ve tüm Bulanıklıkların ve herkesin denediği bir tutku. Birçok çoban önce bunu çalar sonra kavalı öğrenir.







YÖREMİZİN GÜZEL TÜRKÜ SÖYLEYENLERİ



RAHMİ BEY: Uzun hava türküleriyle gecelerimizi süslerdi yıldızlarda onu dinlerdi

FAHRETTİN FAĞO: Uzun havası ile yer gök inler neredeyse bulutlar yağmur çiselerdi.

RİDAYETTİN RİDO: Rido lakaplı ve de herkes onu dayı diye çağırmasından dayı lakabı da eklenmiştir. Türküleri hiçbir Bulanıklının belleğinden silinmemiştir. Güzel sesiyle gönlümüzde taht kurmuştur. Hele bir de söylediği

Cevizin Yaprağı Dal Arasında

Severler Güzeli Bağ Arasında

oldumu diyecek yok.

NEJDET KASAPÇI: Yanık bir sese sahip ve de sinema hoparlörlerin den uzaktan da olsa onu hep dinlerdik, en güzel söylediği türkü:



Senden Ayrı Yaşayamam

Bu Aşkın Izdırabı Bilmem

Ne Zaman Bitecek

AYHAN GÜNEY: Toylarımızın ve ĞINAVENT gecelerimizin türkü söyleyenleri arasında ön saflarda yer alırdı Uzun havaları kusursuz söylerdi:



Böyle Bağlar

Yar Başını Böyle Bağlar

Eridim Kamış Oldum

Altın İdim Gümüş Oldum

Uzun havası gönüllerde taht kurmuştur. Bu ses bülbüllerimizin ölenlerine rahmet sağ kalanlarına uzun ömür diliyoruz.



SAYIN ÂŞIK NAMAZDAN TÜRKÜLER



Gene didalarım doldu yaşınan

Beçere gönlümün cefasınnandır

Bir yiğit bir yerde gonsa

Onunda gendinin gafasınnandır



Deli gönül hile sezeyen olsa

Sonalar göllerde üzeyen olsa

Bir kız kapı kapı gezeyen olsa

Onunda namusu anasınnandır.



Namaz diyer gene gönlüm bulansa

Göz göz olsa yaralarım sulansa

Bir arvatki yolsuz yolsuz dolansa

Vijdanı guvatlı gocasınnandır



Âşık diyer gözel al

Giy gettine gözel al

Bey bafadan hendem olmaz

Ara aslı gözel al



Âşık diyer gözel alma

Yemeğe gözel alma

Bafalı çirkini al

Bafasız gözel alma



Âşık diyer balık üzdü

Deryada balık üzdü

Malımı gözel yesin

Yemesin çarık üzdü







SAYIN ÂŞIK NAMAZDAN TÜRKÜLER



Sözde bir olmuyan evde

Yoksul düşüp ayrı dursan yahşıdı

Namerdin davatına gitmekten

Mert yanında ac otursan yahşıdı



İncinirsen bir kimsenin dilinden

Möhübbeti kabul olmaz elinden

Asılsız kimsenin bağda gülünden

Çöl yabanda lala dersen yahşıdı



Namaz diyer derde mert bulur çara

Namert ne kişidir ki yarayı sara

Bir ahbabki davat etse bir şere

Gitme diye yol göstersen yahşıdı



Ezizim yatan garı

Dağların yatan garı

İyidi tez gocaldar

Akşamnan yatan garı



Âşık diyer daş daşı

Koş araban daş daşı

Çirkin ile bal yeme

Gözel ile daşdaşı







Ala gözlüm koç eyleyif yurdunnan

Kendi köçüf yurdu galan sevdiğim

Yuğum gelmez yata bilmem derdimnen

Verifsen gönlüme talan sevdiğim



Cerrah hekim yarasında görünmör

Gönlüm ister sırasında görünmör

Ele gedif binesinde görünmör

Vaz gelif terkini gılan sevdiğim



Namaz diyer destinde bada tutunan

Nice doymak olur çilve satannan

El çekif yerinen köhne vatannan

Vaz gelif terkini gılan sevdiğim





Sayın Âşık Namazımızın aşağıdaki dizelerde met etiği adamın adı serdar eyüp adındaki bir yiğidimiz ermeni çetelerinin Türklere ve müslüman kim olursa olsun saldırılarına karşı silahlanarak dağlara çıkar. Batum, Tiflis ahıska ahırkelek, borcom gibi bölgelerde ermeni ler le savaşarak halkı korumuştur. Sayın Âşık Namazımızın söylediğine göre Serdar Eyübün köy civarına geldiği haberini duyan ermeni ler evlerinden uzun süre dışarı çıkamazlar. Bu yiğit insanımızın kahramanlık mazisi uzundur. Ona şimdilik Allahtan tan Rahmet diliyoruz.

Ve onun için söylenenlere kulak veriyoruz.



Gene sedelendi durdu yeridi

Serdar Eyüp Ahırkelek elinde

Alı kimi hacastanın biriydi

Serdar eyip ahırkelek elinde



Habar alsan aslı nesli yüz ağa

Göyde şümşek kimi oynar uzağa

Geldi borççalıdan geçti gazağa

Serdar eyip ahırkelek elinde



O can feda bu can bezer yazıldı

Onda gâvurların fendi bozuldu

Ermeniye hezreti Ali kesildi

Serdar eyip ahırkelek elinde



Namaz diyer mevlam onu bele yarattı

Bedir aslan üzdü gaflan sufattı

Çintiyen gılıçlı altı boz attı

Serdar eyip ahırkelek elinde



GÖKHAN GÜNEY

RESSAM-HATTAT ŞERİF OKUT
VE HAT SANATI

Hattat kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup, hattat sanatı ise belirli kurallara uyularak güzel yazı yazma sanatıdır. Güzel hat, çizgi yazı veya hüsnü hat olarak ta bilinmektedir. Bu sanat Romalılardan, günümüze kadar çeşitli aşamalardan geçerek bugünkü haline ulaşmıştır. Hat sanatında harflerin yazını türüne göre biçimlendirilmesinde temel olan birimler vardır. Bunlara nokta denir. Burada yazıda kullanılan en önemli araç genelde kamıştan yapılan kalemdir. Yazılar is, zamk su ve daha başka katkı maddelerinin karışımından oluşan siyah mürekkeple yazılır ve mürekkepler bir hokka içinde saklanır( yani cam kavanoz gibi). Hat sanatını öğrenip hattat olabilmek için belirli bir eğitimden geçmek gerekmektedir. Ancak eğitim almamış güçlü hattalar günümüzde bu sanatı büyük bir ustalıkla ve başarıyla yürütmektedirler. Bu amaçlar doğrultusunda kendilerini yetiştirmişlerdir. Hattatlar kendi aralarında gruplaşarak çalışmaktadırlar. Bazı hattatlar ise ferdi olarak çalışmaktadır.
Hattatlar Divani Hümayun, Enderun Hümayun gibi resmi devlet dairelerinde, Okullarda dersler verirlerdi. Yalnız gelenek göreneklerine göre bu dersler karşılığında herhangi bir ücret talepleri olmazdı. Günümüze gelene kadar bu sanata ilgi artmakta olup her geçen gün değeri daha da anlaşılmaktadır. Bunu da bu sanata gönül verenlere borçlu olduğu düşünülebilir. İşte bunlardan biriside 1962 yılında Bulanıkta dünyaya gelen ve bu sanatı başarıyla yürüten Sayın Şerif Okuttur. Ailesinin ekonomik ve sosyal yönden eksiklikleri olmasına karşın, yılmamış ve güç koşullarda Süleyman Paşa İlkokulunu bitirmeyi başarmıştır. 1974–1975 yılları arasında kendisini resim merakı sarmış ve Sayın Öğretmenimiz Mehmet Demirel’in destek ve teşvikleriyle daha da önemlisi, ondan esinlenerek çalışmalarını sürdürmüş, bu arada çizgi romanları ve kitaplarında yardımıyla kırık cam üzerine sulu boya fırçasıyla yazılar yazmaya başlamıştır. Bu yolda uğraşlar vermiş ve kendisini bu yönde geliştirmiştir. Sonraları ünlü ressamlardan Yaşar Çallı ile tanışarak portre tekniğini geliştirmiş ve bu arada devletin ileri gelenlerinin portrelerini yapmaya başlamış, Bunlardan Sayın Süleyman Demirel, Sayın Mesut Yılmaz, Sayın Dr. Devlet Bahçeli ve diğer birçok Bakan ve milletvekillerini portrelerini çizmiş bu yolda beğeni kazanmıştır. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’ın portresini yaparak kendisinin ilgi ve alakalarına nail olmuştur. Atatürk’le ilgili portrelerden takdir ve teşekkürler almıştır.
Bizlere en büyük ödülü ise Bulanıklı oluşudur. Bulanıklı olarak kendisine onur ve gururla bakıyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz. Bizlere düşen ise Bulanık’ın yetiştirmiş olduğu değerli sanatçımıza gerekli yardım ve desteklerimizle onu yüceltmektir.
Hoşça kal Ressam Hattat Sayın Şerif Okut. Bu uzun ince yolda sana başarılarının devamını diliyoruz.

GÖKHAN GÜNEY


(Yazımı ve derlemesi Gökhan Güneye aittir.Her hakkı saklıdır. İzinsiz yayımlanamaz.)

 

 
 

Her Hakkı Saklıdır © 2006 Alperen Tayyar ÖZDEMİR